Mirac hadisesi Peygamberimizin Risaletinin 12. yýlýnda vukuu bulmuþtur. “Ýsra”gece yolculuðu yapmak, “Mirac”ise yükseðe çýkýþ manasýna gelir.Özel olarak Resulullah’ýn Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya olan yolculuðuna Ýsra, oradan sema’ya uruc (yukselmek) ediþine Mi’rac adý verilir.
Kur’an-ý nKerim’de “Ýsra” Suresinde bu mucize Allah Teala tarafýndan þöyle haber verilmektedir. “Bir gece, kendisine ayetlerimizden bir kýsmýný gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kýldýðýmýz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah noksan sýfatlardan münezzehtir; O, gerçekten iþitendir, görendir.” Ýsra ve Mirac hadisesine kýsaca deðindikten sonra benim genel olarak bu yazýmda deðinmek istediðim meseleye gelmek istiyorum. Yukardaki Ayettende anlaþýlacaðý üzere Miraç mucizesinin ilk duraðý olan Mescid-i Aksa maalesef bugün Siyonist Yahudi devletinin iþgali altýnda bulunmaktadýr. Ve orada namaz kýlmak için Müslümanlar Siyonist askerlerden izin almak mecburiyetindedirler, Siyonistler ise kýrk yaþýn altýnda olanlara izin vermemektedirler.Ve ayrýca güya Süleyman mabedini ortaya çýkarmak bahanesi ile Mescid-i Aksa’nýn altýnda tüneller kazarak temellerini tahrib etmek sureti ile Mescid-i Aksa’nýn yýkýlmasý için üðraþmaktadýrlar.Ve bir not daha Mescid-i Aksa biz Müslümanlarýn ayrýca ilk kýblegahýdýr, “.Mescid-i Aksa’nýn bu yönüylede bizim için önemi büyüktür. Yukarýda kýsaca anlatmaya çalýþtýðýmýz hadiseler maalesef bir buçuk milyar müslüman’ýn gözü önünde cereyan ederken acaba Müslümanlar ne iþlerle meþgüldürler. Ne iþlerle meþgül olacaklar, içeride birbirimizle didiþmekle, yaz aylarýnda festivallerle vur patlasýn çal oynasýn eðlenceleri ile, gelin kaynana, biri bizi gözetliyor yarýþmalarý ile, milyarlar akýttýðýmýz ve asla inanç kültür milli ve tarihi hiçbir karenin yer almadýðý erovizyon þarký yarýþmalarýna hazýrlanma telaþesi ile oyalanýyoruz. Peki biz böyleyiz de bizim dýþýmýzdaki Ýslam ülkeleri çok mu iyi durumda, iþte Irak iþte Pakistan iþte Afganistan iþte Mýsýr Ýþte Ýran say sayabildiðin kadar hepsinin bizden çok dertleri sýkýntýlarý var.Yani kýsacasý Ümmet paramparça olmuþ kendi sýkýntýlarý ile uðraþmaktan ümmetin dertlerine ayýracak zamanlarý da enerjileride kalmamýþ.Ondandýr Dünya Müslümanlarýna bu kadar pervasýzca saldýrýlar.
Halbuki ecdadýmýz böyle mi düþündü, böyle mý davrandý, asla. Ýslam’ý, islami düþünceyi, kutsal deðerleri hep önde tuttu,dinimizce kutsal kabul edilen yerlerin Müslümanlarýn hakimiyetinde olmasý için çaba gösterdiler.Ýþte iþlediðimiz konu ile alakalý olduðu için tarihten bir kesit sunmak istiyorum okuyucularýma umarým birilerine örnek teþkil eder. Mehmet Akif’in deyimiyle “Þark’ýn en sevimli Sultaný”dýr.Selahaddin Eyyubi…Nevar ki yaþadýðý hayat kolay bir hayat olmamýþtýr.Hükümdarlýða geçiþinin 17. yýlýndadýr ve henüz Haçlýlar yenilmemiþ, henüz Kudus’u Þerif tekrar “islam’a açýlýp, yeniden gülzar yapýlmamýþtýr.Ve o sebepten, Selahaddin tahta geçeli beri, tam 17 senedir hiç tebessüm etmemektedir…Devrin hocasý dayanamaz, Sultan’ýn bu “asýk suratlýlýðýný” bir gün, Cuma hutbesine konu yapar, isim vermez, fakat, baþtan sona sözü hep “Sultan”a dokundurur.
“Mü’minin gülmesi” der “sevaptýr, faziletlidir, Peygamberimizin de sünnetidir.” Buna benzer çok sözler söyler…Nihayet Cuma kýlýnýr…Cemaat daðýlmaktadýr…Sultan ise camiyi terk etmez. Bir kenarda bekler…Hüznüne hüzün katýlmýþ bir tavýrla, her zamankinden biraz daha kýrgýn hocaya yaklaþýr; “Hocam” der, yanlýþ anlamadýysam hutbedeki ikazýnýz hep bana yönelikti…Hep benim “gülmez yüzümü” eleþtirdiniz… Fakat Allah (cc) aþkýna söylermisiniz? Allah Elçisi’nin (sav) Mi’rac’a yükseldiði mescid, haçlý çizmesi altýndayken Sultan Selahaddin nasýl gülsün?” Ýþte bu inancý ve bu ideali taþýyan Selahaddine Kudus’un fethi 1187 yýlýnda nasib olmuþtur.
Mescid-i Aksa’yý gördüm düþümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamýyorum bu ayrýlýða
Kucaklasýn beni Ýslam diyordu. M. Akif Ýnan
Hamdi ÖZDER
Diyanet-Sen Artvin Þub.Baþ.